AHLAT TARİHİ
Ahlat çevresinde paleolotik döneme Tunç Devri’ne tarihlendirilen münferit eserler mevcut ise de, bu dönem esaslı olarak ilmi şekilde araştırılmamış.
Ahlat’ın varlığı MÖ XVI yy a kadar uzanır.
Asurlular’ın bir uç beyliği olan şehir MÖ IX yy da Urartuların egemenliğine geçer.
Urartular buraya “Halads” , Ermeniler “Şaleat” , Süryaniler “Kelath” , Araplar “Hil’at” , İranlılar ve Türkler ise “Ahlat” demişler.
Urartuların şehirdeki bu hakimiyetleri MÖ 6 yy a kadar devam etmiş, fakat bu dönem hakkında da pek bilgimiz yok.
Medler’in ve Persler’in eline geçen şehir, daha sonra Büyük İskender’in yani Makedonyalılar’ın, bundan sonra da Port hakimiyetine girmiş.
Sonra; Roma’nın ve Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra da Bizans’ın egemenliğine giren şehir; Hz. Ömer döneminde 641 de Cezire fatihi Iyaz bin Ganem komutasındaki islam orduları tarafından fethedilmiş.
Ahlat Beyi vergi vermeyi kabul etmiş ve bu antlaşma Hz. Osman döneminde Doğu Anadolu’da fetihlerde bulunan Habib b. Mesleme tarafından yenilenmiş.
Hz. Osman’ın öldürülmesi , Hz. Ali döneminin de karışık geçmesi ve nihayet Hz. Muaviye’nin ölümüyle başlayan iç karışıklıklar sırasında Ahlat halkı da isyan etmiş; ancak Emeviler’in Cezire valisi Muhammed b. Mervan tarafından şiddetle cezalandırılmışla ve bölge Cezire valiliğine bağlanmış.
Azerbaycan valisi Cerrah b. Abdullah’ın Erdebil’de Hazarlar’a yenilip şehit düşmesi üzerine halife; Hişam b. Abdülmelik Said el Haraşi’yi Hazarlar ile mücadeleye memur etmiş (730-731). Ahlat’a gelen Haraşi şehir kapıları kendisine açılmayınca şehri şiddetli bir muhasaradan sonra almış.
Abbasiler döneminde; Ahlat’ta ki mahalli hanedanlar idari yapıda aynen korunmuş.
Fakat, bu sıralarda, Musul ve Diyarbakır civarında faaliyetlerini yaygınlaştıran Hariciler Ahlat’a zaman zaman saldırılar yapmışlar.
Mahalli idarecilerin Van Gölü ve çevresinde çıkan olayları bastırmaktan aciz kalmaları üzerine; 851 de Samerra’dan gönderilen Büyük Boğa asilerin reisi Musa b. Zürare’yi yakalayıp bu bölgede yeniden düzen kurmuş.
Abbasi hakimiyetinin zayıflaması üzerine; Bizanslılar 928 de Ahlat’ı hakimiyetleri altına almışlar.
Daha sonra, Ahlat’ta X yy sonunda Mervanoğulları hüküm sürmüşler.
1018 de Çağrı Bey’in yurt edinmek amacıyla Van Gölü kıyılarına bir keşif harekatı yaptığını, burada Bizans komutanı Senekherim’i mağlup ettiğini ve daha sonra Maveraünnehr’e dönerek buraların fethedilebileceğine dair kardeşi Tuğrul Bey’e bilgiler verdiğini bilinir.
Büyük Selçuklu Devletine tabi olan Türkmen Boyları, büyük bir ihtimalle 1040 Dandanakan Zaferi’nden sonra Ahlat civarına da akınlar yapar ve bir kısmı buralarda yerleşir.
İbrahim Yınal 1048 de Hasankale Zaferi ile Bizanslılar’ı ağır bir yenilgiye uğratır.
Tuğrul Bey 1054 de Ahlat üzerinden gelerek Malazgirt’i kuşatır, ancak alamaz.
Sultan Alparslan devrinde; Ahlat, Büyük Selçuklu Devleti’nin Anadoluya düzenlediği seferlerde bir üs vazifesi görür.
Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kumandanlarından olan Gümüştekin, Afşin ve Ahmetşah 1066 da Anadolu içlerine başarılı akınlar yaparak o dönemde bir Türk garnizonu haline gelmiş olan Ahlat’a dönerler.
Sultan Alparslan Ahlat’tan giderek Malazgirt’i fetheder.
İbn’ül Erzak; Malazgirt Zaferi’ne katılan Ahlatlıların zengin ganimetlerle döndüğünü ve bu tarihten sonra şehrin Sultan Alparslan tarafından tayin edilen valilerce yönetildiğini kaydeder.
Ahlat’ın varlığı MÖ XVI yy a kadar uzanır.
Asurlular’ın bir uç beyliği olan şehir MÖ IX yy da Urartuların egemenliğine geçer.
Urartular buraya “Halads” , Ermeniler “Şaleat” , Süryaniler “Kelath” , Araplar “Hil’at” , İranlılar ve Türkler ise “Ahlat” demişler.
Urartuların şehirdeki bu hakimiyetleri MÖ 6 yy a kadar devam etmiş, fakat bu dönem hakkında da pek bilgimiz yok.
Medler’in ve Persler’in eline geçen şehir, daha sonra Büyük İskender’in yani Makedonyalılar’ın, bundan sonra da Port hakimiyetine girmiş.
Sonra; Roma’nın ve Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra da Bizans’ın egemenliğine giren şehir; Hz. Ömer döneminde 641 de Cezire fatihi Iyaz bin Ganem komutasındaki islam orduları tarafından fethedilmiş.
Ahlat Beyi vergi vermeyi kabul etmiş ve bu antlaşma Hz. Osman döneminde Doğu Anadolu’da fetihlerde bulunan Habib b. Mesleme tarafından yenilenmiş.
Hz. Osman’ın öldürülmesi , Hz. Ali döneminin de karışık geçmesi ve nihayet Hz. Muaviye’nin ölümüyle başlayan iç karışıklıklar sırasında Ahlat halkı da isyan etmiş; ancak Emeviler’in Cezire valisi Muhammed b. Mervan tarafından şiddetle cezalandırılmışla ve bölge Cezire valiliğine bağlanmış.
Azerbaycan valisi Cerrah b. Abdullah’ın Erdebil’de Hazarlar’a yenilip şehit düşmesi üzerine halife; Hişam b. Abdülmelik Said el Haraşi’yi Hazarlar ile mücadeleye memur etmiş (730-731). Ahlat’a gelen Haraşi şehir kapıları kendisine açılmayınca şehri şiddetli bir muhasaradan sonra almış.
Abbasiler döneminde; Ahlat’ta ki mahalli hanedanlar idari yapıda aynen korunmuş.
Fakat, bu sıralarda, Musul ve Diyarbakır civarında faaliyetlerini yaygınlaştıran Hariciler Ahlat’a zaman zaman saldırılar yapmışlar.
Mahalli idarecilerin Van Gölü ve çevresinde çıkan olayları bastırmaktan aciz kalmaları üzerine; 851 de Samerra’dan gönderilen Büyük Boğa asilerin reisi Musa b. Zürare’yi yakalayıp bu bölgede yeniden düzen kurmuş.
Abbasi hakimiyetinin zayıflaması üzerine; Bizanslılar 928 de Ahlat’ı hakimiyetleri altına almışlar.
Daha sonra, Ahlat’ta X yy sonunda Mervanoğulları hüküm sürmüşler.
1018 de Çağrı Bey’in yurt edinmek amacıyla Van Gölü kıyılarına bir keşif harekatı yaptığını, burada Bizans komutanı Senekherim’i mağlup ettiğini ve daha sonra Maveraünnehr’e dönerek buraların fethedilebileceğine dair kardeşi Tuğrul Bey’e bilgiler verdiğini bilinir.
Büyük Selçuklu Devletine tabi olan Türkmen Boyları, büyük bir ihtimalle 1040 Dandanakan Zaferi’nden sonra Ahlat civarına da akınlar yapar ve bir kısmı buralarda yerleşir.
İbrahim Yınal 1048 de Hasankale Zaferi ile Bizanslılar’ı ağır bir yenilgiye uğratır.
Tuğrul Bey 1054 de Ahlat üzerinden gelerek Malazgirt’i kuşatır, ancak alamaz.
Sultan Alparslan devrinde; Ahlat, Büyük Selçuklu Devleti’nin Anadoluya düzenlediği seferlerde bir üs vazifesi görür.
Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kumandanlarından olan Gümüştekin, Afşin ve Ahmetşah 1066 da Anadolu içlerine başarılı akınlar yaparak o dönemde bir Türk garnizonu haline gelmiş olan Ahlat’a dönerler.
Sultan Alparslan Ahlat’tan giderek Malazgirt’i fetheder.
İbn’ül Erzak; Malazgirt Zaferi’ne katılan Ahlatlıların zengin ganimetlerle döndüğünü ve bu tarihten sonra şehrin Sultan Alparslan tarafından tayin edilen valilerce yönetildiğini kaydeder.


